Pi̇yasa Noorcm Yurtdışı Piyasa Bülteni - Sn. Arzu Toktay'ın Katkılarıyla 01-06-2020

PİYASA NoorCM Yurtdışı Piyasa Bülteni - Sn. Arzu Toktay'ın Katkılarıyla

Dünya 5’ten Büyük…

Her aybaşı rutininde olduğu gibi PMI imalat sanayi endeksleri son okuma Merkez Bankaları Toplantısı ( Avustralya, Kanada, ECB) ve ABD tarım dışı istihdam verisi ile hareketli bir haftaya giriyoruz. Daha önemlisi ABD-Çin ticaret gerilimine son iki senede alışkanlığımız olmakla birlikte ABD’nin Çin ile uğraşısı pandemi krizi ile farklı bir evreye girmiş görünüyor.

Haziran ayında Camp David’te yapılacak olan G-7 toplantısı sonbahar ayına erteleniyor. Tarih henüz kesinleşmedi ancak ABD Başkanı Donald Trump 15-22 tarihleri arasında yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sonrası olarak açıkladı. Bir başka dikkat çeken Trump’ın sonbaharda yapılacak olan toplantıya Rusya, Avusturya, Hindistan, ve Güney Kore’nin davet edilebileceği ve G-7’nin genişletilebileceği görüşü oldu. Amerika Çin ile yapılan ilk faz anlaşmanın geçerliliğini koruduğunu söylerken Dünya’nın ikinci büyük ekonomisini politik ve ekonomik anlamda dışarıda bırakma çabaları görülüyor. Çin’in virüs salgını konusunda bilgilendirmede hatalı olduğunu düşünen Avusturya sonbaharda yapılacak olan G-7 toplantısına çağrılırken ne hikmetse 2. büyük ekonomi Çin davet edilmiyor. Dikkat ederseniz toplantıya Hindistan ve Güney Kore gibi teknolojik anlamda Çin’e ikame olabilecek ülkeler de katılıyor.

ABD Çin’in üretici ülke olarak ekonomik arenada güç kazanmasından son derece rahatsız ve Rusya’yı da kendi yanına çekmeyi hedefleyerek pandemi bahanesi ile Çin’i cezalandırmayı hedefliyor. Geçtiğimiz hafta Dünya Sağlık Örgütü’ne covid-19 krizini iyi yönetemediği ve Çin’e taraf olduğu gerekçesi ile fonlamayı kesen Amerika bu hareket ile yeni dönemde her anlamda küresel kurum yapıları ve işleyişinin değişeceği mesajını verdi. Ekonomik, ekolojik, toplumsal, ideolojik, politik, küresel çapta her üst organizmanın zaman içerisinde yeniden yapılanmaya gideceği görüşündeyiz.

Oysaki 1990 körfez savaşı sonrasında Baba Bush artık Dünya’nın iki kutuplu olmayacağı ve çoklu güçlerin yönetimde olacağı açıklamasında aday ülkeler arasında Çin’de vardı. Sonrasında Rusya’nın dağılması ve ekonomik anlamda zayıflaması ile ABD her durumda vazgeçmek istemediği Dünya liderliğine soyundu. Ardından 11 Eylül 2001 ikiz kuleler saldırısı 2008 küresel ekonomik krizi ve şimdilerde pandemi krizi ile hızlanan süreç; her ne kadar ABD Dünya liderliğini elinden bırakmak istemese de arada birçok politika yapıcının net bir şekilde ifade ettiği gibi “Yeni Dünya Düzeni” ne geçiş artık kaçınılmaz oldu. Önümüzdeki 10 sene içerisinde bu süreç içerisinde Dünya yönetiminde ve çoklu güçler ile yönetim değişimini ömrümüz yeter ise hep beraber yaşayacağız. Geçtiğimiz 10 senede ABD ve Avrupa taşeron ülke olarak seçtiği Çin’e verdiği yetkinin dozunu kaçırdı. Başkan Trump’ın 2016 yılında seçilmesi ile ABD Çin’e verdiği yetkinin bir kısmını geriye almaya çalışırken şu ana kadar ne kadar başarılı olduğu tartışmalı. Öte yanda çoklu güçler ile Dünya yönetiminde daha fazla söz sahibi olmak isteyenin gelişen ülkeleri de arkasına alması lazım. Bazılarını ekonomik anlamda bazılarını bölgesel politikalarda kullanmalı ki hedefe ulaşılsın. Önümüzdeki 10 yıllık sürecin ilk aşamasında Amerika’nın Yeni Dünya Düzeni geçişinde ne derece önemli bir rol kapacağı ilk aşamada yapılacaklara bağlı görülüyor. Küresel sermayede söz sahibi olanlar 03 Kasım ABD seçimlerine kadar Başkan Donald Trump’ın süreci yönetmekte ki başarısını yakından takip edecektir. Normal koşullarda Amerika Başkanları’na icraatları devam ettirmesi için dört sene daha zaman tanır. Ancak bu kez pandemi krizi Çin ve diğerlerini yönetme zorluğu düşünülünce Cumhuriyetçiler için ikinci dönem olmayabilir.

Buradan küresel piyasalara geçersek, Amerika’nın Çin’in her anlamda daha fazla üstüne gittiği ortamda küresel piyasaların risk alma iştahı yerinde görünüyor. Görüşüm piyasa oyuncuları küresel ekonominin virüs salgını ile dibe vurduğu bu dönemde piyasa oyuncuları ABD’nin yaptıklarını göstermelik olarak değerlendiriyor. Bir süre sonra geri adım geleceğine ve ekonomik koşulların iki ülkeyi birbirine yaklaştıracağına inanıyor. Hafta sonunda Amerika’nın G-7 toplantısı ve katılacak ülkeler planını görünce piyasalar yanılıyor olabilir? Yanıldıklarını anlayınca verecekleri tepki ne olur sert bir satış dalgası mı yoksa nasılsa ABD güçler dağılımını zaman içerisinde gereğince yapacak ve kapitalist sistem yine bize çalışacak diye mi düşünüyorlar? Öyle ise yine yanılıyorlar çünkü bu kez durum farklı ve olan ne olacak ise piyasalara eskisi kadar yaramayabilir. Bir başka soru Başkanlığı’ndan bu yana Amerikan hisse senedi piyasalarının performansı ile övünen Başkan Trump tam da genel seçimler öncesinde işsizlik oranı yüzde 14 ile tavan yapmış iken yatırımcıyı ürkütmeyi göze alacak mı? Çok ince bir çizgi ve iyi yönetilmeye muhtaç bu dönemde Amerika’nın yönetim kabiliyeti her açıdan test edilecek. Şimdi, büyük resim konusunda bilgilendirme ardından yatırım arenasında öne çıkan emtialar hakkında bilgi verelim.

Küresel İşsizlik Oranı

Küresel İşsizlik Oranı

Amerika 10 yıllık tahvil faiz oranı

Amerika 10 yıllık tahvil faiz oranı

Geçtiğimiz hafta altın/gümüş rasyosunun tarihi yüksek seviyelerde olduğundan ve rasyoda gümüşün altına kıyasla daha iyi performans ile çekilme potansiyelinden bahsetmiştik. Kıymetli metal piyasası son iki haftada gümüş lehine alımların arttığını gördük. Yukarıda ki grafikte ise gümüşün son bir ayda yaşadığı yükseliş ile 50 günlük hareketli ortalamasından giderek uzaklaşarak altına kıyasla pozitif performansı görülüyor.

Yılın ilk beş ayında ETF borsa yatırım fonlarına alınan gümüş miktarı 122 milyon ons’u geçti. Kuşkusuz yılın geri kalanında alımların aynı hızla devam etmesini beklemiyoruz. Buna rağmen 2020 yılı tamamında gümüş fonlarında alımların 300 milyon onsa yaklaşması bekleniyor. Gümüş altından farklı olarak güvenli liman özelliği yanında ekonomik toparlanmadan da fayda sağlıyor. Gümüş enstitüsüne göre Dünya gümüş talebi 2017 senesinden bu yana düzenli artıyor. Mücevher olarak kullanımda bu sene düşüş olması beklense de yatırım amaçlı talep artışı açığı kapatmış görünüyor. Mayıs ayında gümüş fiyatlarında yaklaşık 3.50 dolarlık yükseliş yaşandı. Kısaca alım için geç kalındı diye düşünenler olmalı ve gayet normal. Bu anlamda bir düzeltme hareketi ile gümüşte uzun pozisyon açmak akılcı görünüyor. Orta vade için ekonomik canlanmaya paralel 2016 yüksek seviyesinin (21 dolar) görüleceğini düşünüyoruz. Gümüş altın kadar likit olmadığından daha sert fiyat hareketleri görülebilir. Bu nedenle sabırlı olup iyi bir giriş seviyesi yakalamakta fayda görüyoruz.

Tahıl piyasası en büyük alıcı Çin ile Amerika arasında ticaret konusunda yükselen tansiyondan etkileşim ile son haftalarda satıcılı bir seyir izledi. Öte yanda ABD tarafında buğday ve mısır haşatının yüksek olacağı beklentisi var. Bu iki faktör bir araya gelince mevsimsel olarak tarım ürünleri piyasasında fiyatlarda yükseliş gerçekleşmedi. Önümüzdeki iki haftada ABD’de hava koşullarının tarım ürünleri tarafında üretimi desteklemeyeceği söyleniyor. Ancak bu tarz haberlerden ziyade sürpriz bir hava koşulu tehdidi gerekiyor. Geçtiğimiz 10 senede iyileşen teknolojik koşullar ile tahıllar hava koşulları muhalefeti ile güzel savaşıyor. Kısaca bu tarafa fazla ümit bağlamamak gerekiyor. Ancak Dolar Endeksinde (DXY) geri çekilme Brezilya Real’i değer kazanımı ile sanki ihracat avantajı Amerika’ya geçti. Amerika ilk faz ticaret anlaşmasına bağlıyız açıklaması yaptı. Önümüzdeki haftalarda ABD ile Çin arasında yumuşama ve ABD tarım bakanlığı tarafından (USDA) haftalık ihracat rakamlarında artış ile tahıl piyasasına alım yönlü yatırımcı ilgisi artabilir. Bu gelişmede tahıl piyasasının sürükleyicisi olarak bilinen soya fasulyesine ilgi var mı gösterge olarak takip edilebilir.

Yeni haftadan beklediklerimiz


Sonuç olarak, gelişmiş ülke (Avustralya, Kanada, ECB) Merkez Bankaları toplantısından piyasa fiyatlamalarını etkileyecek yeni gelişmeler beklemiyoruz. Bu hafta küresel piyasalar Çin ile Amerika arasındaki ticaret gerilimi ardından Amerika'nın Çin'i yönetimden dışlama çabasının nasıl evrileceğini anlamaya ve fiyatlamaya çalışacak. Nisan ayında yüzde 14.7 olan işsizlik oranının Mayıs ayında yüzde 19.5 olacağı tahmin ediliyor. Bu dönemde büyümeye kitlenmek yerine istihdam piyasanında toparlanma var mı anlamak daha önemli ve Nisan ayında veriye kayıtsız kalmış görünen piyasalar bu kez tam tersi tepki verebilir.

Ücretsiz Deneme Hesabı